‘Gururlanma ‘Doğan grubu’ senden büyük Allah var’ mı desek?
APOLETİKA
Önder Aytaç Emre Uslu
Türkiye’nin en büyük grubu hükümet ile iyi ilişkiler kurmak için elinden geleni yaparken Doğan grubunun, tek başına iktidar olmuş, kamuoyu yoklamalarında popülaritesi devam eden bir hükümet ile kafa kafaya çarpışmak için sanki bir güvencesi olması lazım değil mi? Ertuğrul Özkök, “Erdoğan dokunulmazlık zırhının ardına sığınmış bize saldırmasının ardından, şirketler yüzde sekiz oranında değer kaybediyor. 200-250 milyon dolarlık bir kayıp bu. Özerk kurumlar hükümetin istediği şekilde hareket ediyor. Ben kime güveneceğim?” şeklinde yakınmalarda bulunuyordu.
Ancak, başta Aydın Doğan, Özkök ve Doğan grubunun diğer ileri gelenleri de her şeye rağmen geri adım atmak gibi bir niyetlerinin olmadığını açıkça beyan ediyorlar. O halde Doğan grubu kime güveniyor? Aydın Doğan’ı bu medya yapısı içerisinde bu kadar pervasız kılan güç nedir? Bu soruya Doğan grubu gazetelerinde çalışanların verecekleri değişik yanıtlar elbette vardır. Muhtemelen “bağımsız medya” efelenmeleri bu gerekçelerin en başında gelir. Değişik şekillerde “bağımsızlığı” test edilmiş plaza medyasının en açık ve en çok söylediği anlatım da “biz bağımsızız ve gücümüzü bağımsızlığımızdan alırız” yalanıdır.
Kavganın yüksek perdeden götürülmesi ve tarafların geri adım atmamasına bakılacak olursa Doğan grubunun iyi güvenceler bulmuş olması beklenir. Örneğin AB süreci hükümetlerin azınlıklara yönelik hoyrat politikalarına güvenceler sağlayan bir yapıya dönüşmüş durumda. Doğan grubu da AB demokrasilerinde hükümetlerin basını bu şekilde hedef alamayacağını vurguluyor ama buna kimse inanmıyor. Çünkü mesele hükümetle basın arasında bir mesele değil. Kavga sebebi “tamamen duygusal” gibi görünüyor. Zaten AB yetkilileri de Doğan-hükümet kavgası için bir açıklama yapmadılar.
Doğan grubunun güveneceği ikinci kurum “bağımsız yargı” ama hisseleri borsada işlem gören bir şirketin hükümetle yüksek perdeden kavgaya tutuşması için “bağımsız yargı”ya güvenmesi de çok anlamlı gelmiyor. Çünkü yargılama bir süreç işi ve yargı kararını verene kadar ekonomik parametreler çoktan hükmünü vermiş oluyor. Şirket battıktan sonra ya da siyasi bir kararla el konulduktan sonra, yargı şirket lehine karar verse de sonuç değişmiyor. Haksız bir şekilde el konulduğu ortaya çıkan banka nerede? Bu sorunun cevabını en iyi bilenlerin başında Doğan grubu yöneticileri geliyor.
O zaman son olarak, Doğan grubunun güvenebileceği iki kurum/ yapı kalıyor. Bunlardan birincisi İstanbul sermayesinin oluşturduğu başında da Doğan’ın kızının oturduğu TÜSİAD, diğeri TSK. TUSİAD, özellikle 27 Nisan sürecinden sonra ve 22 Temmuz sürecinin ertesinde, AKP karşıtlığını yüksek perdeden seslendirdi ama çok da işe yaramadı. Bu kurumun Doğan’ın (eğer öyleyse) bireysel kavgasına alet olup olmayacağı da şüpheli. Eğer TUSİAD kavga sürecine müdahil olursa işin rengi değişir. Bu durumda İstanbul sermayesinin hükümet aleyhine oluşturduğu bir konsorsiyumdan söz edilir ki, bu da ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı anlamına gelir.
Bu durumda Doğan grubunun güvenebileceği bir tek kurum kalıyor. TSK’nın yeni genelkurmay başkanı böylesi bir maceraya girer mi? Bundan emin değiliz. Bir strateji olarak; “AKP’nin tek yıpratılma yolunun yolsuzlukların üzerine gidilmesi şeklinde olacağı’’ bizim de kulağımıza gelen, devletin derinliklerinde konuşulan bir gerçek. Şimdiye kadar yaptığı işlerle iyi bir stratejist olduğu izlenimi veren yeni Genelkurmay Başkanı medya yönetimi konusunda da düşüncelerini açıktan ifade eden biri. Ancak askerin ekonomik işlere karışınca neyle karşılaştıkları da 28 Şubat’ta iyice ortaya çıktı. “Yeşil sermaye ürünlerine” ambargo koyan “Ordu Pazarı” denemesinin Anadolu şehirlerinde nasıl iflas edip hüsrana uğradığının kurmaylarca bir değerlendirmesi olduğuna inanıyoruz. Her şeye rağmen yeni Komuta heyetinin mevcut ekonomik parametrelerin sonuçlarından rahatsız olduklarını açıkladıkları da bir kenara not edilmeli. Örneğin Başbuğ kendisini ziyaret eden Ertuğrul Özkök’e ve başka bir vesileyle Fikret Bila’ya; “ulusal sermaye”nin görevlerini iyi yapmadığından şikâyetçi olmuştu. Zaten 2006 yılından bu yana yaptığı konuşmalarda Org. Başbuğ hep bir temanın altını çiziyor: “Küreselleşme olgusunun, devletlerin geniş kitleleri koruyan, sosyal devlet vasfının giderek zayıflamasına neden olduğu da bir gerçektir. Bunun sonucunda, toplumların cemaatleşmeye itildiği de, bir diğer gerçektir. Giderek güçlenen bu cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak, sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Ancak bu sosyal gerçek doğru analiz edildiği takdirde, bu oluşuma karşı alınacak tedbirlerin başarı şansı olabilir.”
Buradan bakınca ya Doğan grubu kendiliğinden “bu sosyal gerçeği doğru analiz edip” “cemaatleri bitirme projesinin taşeronu oluyor”, hedefe “Deniz Feneri Derneği”ni koydu ve diğer benzeri yapıları da buna ekleyerek yola devam edecek. Böylece cemaatlerin Ramazan’da toplayacakları ekonomik kazancın önünü kesmeye çalışacak. Ya da bağımsız hareket ederek, ekonomik olarak grup çıkarlarını riske atmaya devam edecek…
Diğer Önder Aytaç & Emre Uslu Makaleleri:
- 08.09.2008 - Diyarbakır seçimleri: AKP mi DTP mi?
- 06.09.2008 - Ziyaret yapılmasaydı daha daha neler olacaktı neler?
- 01.09.2008 - Org. Başbuğ’un konuşması: ‘cut’, ‘copy’, ‘paste’ mi?
- 30.08.2008 - Gazetecilerin Ergenekon’u mu? Ergenekon’un gazetecileri mi?
- 25.08.2008 - Soner Yalçın’dan ‘Ergenekon’u anlamsızlaştırma kılavuzu’
- 23.08.2008 - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama...
- 18.08.2008 - Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi
- 16.08.2008 - Ergenekon’un “Zehirli Sarmaşığı Misyonerler” de yazdırıldı mı?
- 11.08.2008 - Gizli tanık H.B. tartışması
- 09.08.2008 - Ahmet Altan’ın sormadığı soru: Sanatın çıldırtan sessizliği
- 04.08.2008 - Yaşar Büyükanıt giderken...
- 02.08.2008 - AKP karantinaya alındı: Sırada kabine revizyonu mu var?
- 28.07.2008 - İddianame’nin mantık örgüsü
- 21.07.2008 - Sinan Aygün’ün taşıdığı mesaj AKP’nin “güven artırıcı önlemleri” ile ilgili
- 14.07.2008 - Görmediğimiz iddianameyi anlama kılavuzu
- Tüm yazıları


