fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
gökyüzü kadar kırmızı 2006bu topraklarmashup of Obama Girl (by BarelyPolitical.com) and footage of my 2-year-old daughter. Little Obama Girl
 
Sep
13
    

 

Tolga Çevik’in on dokuz kelimelik aforizması (!)

Telesiyej - 13.09.2008
 

TELESİYEJ

 

Telesiyej

 

 

Apolitize edilmiş bu toplumda, Türkiye’de 12 Eylül’den bu yana, insanların ve kitlelerin politik düşünüş, politik davranış ve politik misyonerlikleri neredeyse yok edilmiş, budanmış ve bu konuda doğal kabul edilen bir oto sansür ortaya çıkarılmış olmasına rağmen, ünlülerimiz -nerede yaşıyorlarsa-, bu vahim durumun hala ayırdında değiller anlaşılan.


Komedi Dükkânı’nın yaratıcısı Tolga Çevik -herhalde inanarak-, şöyle söylemiş; “Politik duruşlarda sağır kalmış bir nesildenim. Zaten politikayı çok konuşan ve tartışan var. Bana bu konuda ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.”


Bu nasıl bir kafa karışıklığı yavu?


On dokuz kelime içinde.. sadece on dokuz kelime içinde bu kadar çelişkili bir ifade nasıl olur?


Önce ilk cümleye bakalım; “Politik duruşlarda sağır kalmış bir nesildenim.” İyi bir giriş gibi görünüyor değil mi? Arkadan müthiş bir 12 Eylül eleştirisi, günümüz siyasetçilerine yönelik suçlamalar, derken bu konuda bir Tolga Çevik özeleştirisi, konuya gerektiği gibi yaklaşmayan sanatçı ve aydınlara yönelik sağlam bir değerlendirme filan beklerkeeen.. bir de ne görelim? Gerçek tam da bunun tersiymiş meğer.


Yani herkesin politika konuştuğu ve tartıştığı bir toplumda yaşadığımızı düşünürmüş Tolga Bey: “Zaten politikayı çok konuşan ve tartışan var” diye buyuruyor zira.


Bu on dokuz tarihi kelimenin üçüncü ayağına gelince.. Tolga Çevik, ilginç bir çalım atarak, ortada kuyu var misali, yandan geçiveriyor: “Bana bu konuda ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum” diyor.


12 Eylül de düşünmüyordu zaten ona ihtiyaç olduğunu.


O zaman da düşünmüyordu.


Şimdi de düşünenler, düşünmüyordur eminim.


Apolitizasyon, insanın da toplumun da ruhunu amorflaştırır; adeta şekilsiz kılar. Ve bu ruhi şekilsizlik de yine insanı ve toplumu rotasız bırakır işte böyle.


Durumun vaziyeti hala bu merkezdedir bu topraklarda.


CERN deneyindeki iletişimsizlik kâbusu


Dünyanın en büyük fizik deneyi İsviçre-Fransa sınırında başladı, beklenen felaket de gerçekleşmedi.


Dünya kamuoyu, medya sayesinde sıkı bir gerilim yaşadı.


Deneydeki proton parçacıklarının çarpışması sonucunda oluşacak bir kara deliğin dünyayı içine çekerek yok edeceği, kamunun korkulu rüyası oldu.


Bu, içinde medyanın da var olduğu sistemin bir bilgisizlik terörüydü bana göre. Ayrıca, bu deneyimde yer alan akademik güçlerin de enformasyon ve iletişim konularında kamudan ne kadar kopuk olduklarını göstermesi bakımından üzerinde durulması gereken bir olgudur.


İnsanlar, neden bu kadar korkutuldular peki?


Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun Terzioğlu, bu durumun yine de faydalı olduğunu ifade etti, CNN Türk’teki bir programda; sıfır bilgisizliğin yanında bu tip bir yanlış bilginin bile daha iyi olduğunu belirtti. (Bu pek bilimsel bir yaklaşım olmadı ya..)


Dünyanın en büyük deney bütçesi ayrılsın, dünyanın en büyük deneyinin yapılacağı ilan edilsin, ama insanlar bu konuda gerçek ve net bilgiye sahip olmasınlar!


Ve bir korku terörü altında yaşasınlar.


Bu korku terörü kimin eseri peki?


Derin derin düşünmek gerekir bence!


Halley kuyruklu yıldızı teröründen, kara delik terörüne uzanan bir gam içinde ne hikmetse göksel motiflere yer veriliyor hep.


Bunu da ayrıca düşünmek gerekir ya…


Lamia’ya sesleniyorum!


Bak canım, gel sen beni dinle, inadı bırak, bu azize halleri filan hiç olmuyor zaten.. bünyeyi bozuyor, var git sen Hüseyin Kenan’la İstanbul’a; pembe panjurlu minik ev hikâyelerine dalın, siz de mesut olun, biz de rahatlayalım.


Hüseyin Kenan, boylu poslu dalyan gibi çocuktur neticede, keman tutmayı da öğrenir artık zamanla, tatlı tatlı gülümseyeyim derken sırıtıp kalıyor genellikle ya.. olsun, aldırma sen, o kadarı kadı kızında da olur neticede.


Hayır, kaparlar öylesini ha, sen de o zaman ya manyak Cemil’e kalırsın, ya da yeni peyda olan fotoğrafçı şahsa. Onun da fotoğraf makinesinden başka neyi var belli değil, evi kendi üzerine mi, yoksa kira mı mesela, duyduk ki karısından ayrıymış, bir de çocuğu varmış, nafaka neyin ödüyordur Allah bilir, öyle olunca da elde avuçta kalmaz. Neyse konuyu dağıtmayalım, Kenan’ı kaçırırsan, küstürürsen yine, kızın da babasız, boynu bükük kalır. Akıllı ol biraz akıllı, çek kenara yönetmen ablanı, ricacı ol ondan, böyle böyle böyle de, anlat durumun vahametini. Kucağımda çocukla ortalıkta kalmayayım de, yapıversin aranızı.


Bizi kurtar artık bu cehennemden! Yeni bir dizi için ben yardımcı olucam, söz bak, Yüksel Aksu’ya söylerim, Bodrum’da bir dizi çekecek diyorlar, sanırsam beni sever, konuşur ikna ederim onu. Yeter ki, sen bitirttir şu işi.




"Tolga Çevik’in on dokuz kelimelik aforizması" 0 yorum yapılmış